İŞTE TÜRK DÜNYASI BÖYLE OLUŞUR
Yazan: Prof. Dr. Oktay Sinanoglu

Türk Dünyasi'nin yeniden olusmasi için ortak Türk dili ve ortak yazi bir an önce gelismeli, ortak Türkçe yayinlar Türk Dünyasi'nin her kösesinde okunmali, bu ülkelerin Türkçe TV'leri herkesce seyredilmeli, her dalda yapilacak ortak kurultaylarda, bilimsel toplantilarda konusmalar Türkçe olmalidir. Bu hedeflere ulasmak o kadar zor mu? Hayir, yeter ki gönüllerde istek olsun. Osmanli Devleti'nin 700. yildönümü münasebetiyle Haziran 1999'da Elâzig'da " I.Türk Dünyasi Matematik Kurultayi" gerçeklesti. Özbek, Türkmen, Kirgiz, Kazak, Tatar, Azerî Türklerinden de bir hayli matematikçi katildi. Çok seviyeli tebligler sundular. Türkiye'nin çesitli illerinden gelenlerin de katkilari gerçekten sevindirici düzeyde idi.

Hangi dal olursa olsun matematiksiz bilim olmaz. Gerçek bilim dili matematiktir. Onun için ülkemizde de orta ögretimde olsun, tüm evrenkentlerde olsun matematige büyük önem verilmelidir. Toplantinin ilk aksamiydi. Elâzig'in renklerin gizemlestigi o güzel aksaminda konukevinin bahçesinde yeni tanistigim Türkistan'li'larla duruyordum. Özbek Türk'ü degerli matematikçi yanima yaklasti, Ingilizce birkaç kelime söyledi. "No spikidi Ingilisi" dedim. Peki "Nasil anlasacagiz?" der gibi yüzüme bakti. "Türkçe söyle" dedim. "Ben Türkçe bilmiyorum ki, Özbekçe biliyorum" dedi. Ben: "Özbekçe konus" dedim. Konustu, ben de Türkiye Türkçesi. Gayet iyi anlastik. Hayretle yüzüme bakti, "Aa, meger bizim dilimiz de Türkçe imis. Halbuki yillarca Ruslar bize hepimizin, hatta eski Sovyetler'deki çesitli topluluklarin bile dillerinin ayri ayri oldugunu söylemisler, alfabelerimizi bile degisik kilmislardi." Sonra, iste Elâzig'in o güzel aksaminda hepimiz kaynastik. Ertesi gün ayni Özbek Türk'ü arkadas toplantida nicem ("kuvantum") mekanigine de uygulamasi olan derin yeni matematigini sunuyordu. Öbür konusmalarda da oldugu gibi bildirilerin Ingilizce degil, çevirili Rusça degil, herkesin kendi Türkçesinde olmasini istedik. Bu konuda Kurultay'i düzenleyenler de duyarli idiler. Biraz sonra konusmalari hepimiz anlar olduk. Ufak farklar vardi. Meselâ bizim nicemde "özdeger" dedigimize Özbek Türkleri "has kiymet" diyorlardi, Azerî Türkleri ise ayni seye "aslî adet". Her terimi de anliyorduk. Bazi Kazak, Kirgiz Türkçesi terimler bizdeki "öz Türkçe" gibi, bazi Türkçelerdekiler bizim "eski Türkçe", "Osmanli Türkçesi" gibiydiler. Tabii, hepsi Türkçe'dir. Her Türk hepsini anlar, anlamalidir.

Ben sun'i yakistirmalar olan "öz Türkçe", "Osmanlica" diye bir ayrim, bir bölücülük kabul etmiyorum; ikisi de Türkçe'dir, ve o zaman Türkçe dünyanin en zengin dili olur. Ama, Frenkçe, Ingilisca bozuntusu "Anglomanlica" lâflar asla Türkçe olamaz. "Ambulans" gibi, "aktivite" gibi, "parlamenter" gibi her özentifikasyon kelime gönlü Türk olanin bögrüne bir diken gibi batar. Böyle sözcükleri kullanan ayiplanmali, ama asagilik duygusundan kurtulmasi için kendisine yardimci olunmali. Iste Elâzig'da böylece ilk kez gerçek bir Türk Dünyasi Kurultayi oldu, ortak Türkçe'nin zaten varoldugu anlasildi. Uluslararasi çapta ülken bir matematik ortami ve düzeyi, hem de Türkçe. "I.Türk Dünyasi Matematik Kurultayi" Türk Dünyasi için dönüm noktasi teskil etmis olarak tarihe geçecektir. Bu büyük hizmeti basaran Firat Evrenkenti yöneticilerini, Kurultay'i gece gündüz çalisarak gerçeklestiren Firat'tan düzenleyicileri, onlari destekleyen tüm matematikçileri gönülden ve sükranlarla kutlar, bu basarinin diger dallardaki bilimcilere de nasip olmasini dilerim.

 


KAYNAK:BU YAZI WWW.EURASİA.NET WEB SİTESİNDEN ALINMIŞTIR.