![]() |
|
|
| KarahanlıSatuk Buğra Han |
| Karahanlılar'da tesbit edilebilen ilk kağan, Bilge Kül Kadır Han, Samaniler ile mücadele etmiştir. Onun iki oğlundan Arslan Han Bazır büyük kağan sıfatıyle Balasagun'dan, Kadır Han Oğulcak ise ortak-kağan olarak Taraz'dan devleti idare ettiler. Samanilerden İsmail b. Ahmet (892-894) uzun bir kuşatmadan sonra Taraz'ı zaptetmişti (Mart 893). Bu durum karşısında Oğulcak merkezini Kaşgar'a naklederek Samani hakimiyeti altındaki bölgelere akınlara başlamıştır. Onun yeğeni Satuk'un, Karahanlılara sığınmış Ebu Nasr adlı Samani şehzadesi veya İslam sufi vaizleri ile karşılaşması, İslam dinini kabulüne sebep olmuştur. Satuk amcasına karşı taht mücadelesini kazandıktan sonra kendi devleti içinde İslamiyeti resmen kabul etmiştir (X. yüzyılın başı). Bu olay batı Karahanlıların durumunu değiştirdi. Satuk Buğra müslüman ismi olarak Abdülkerim'i almıştı. O, Doğu Karahanlılarına karşı mücadele de etrafında cihat için toplanan müslüman gönüllülerden de istifade etmişti. Satuk 955-6 yılında öldü ve Kaşgar'ın kuzeyindeki Artuç'da gömüldü. Satuk'un oğlu Musa (Baytaş), doğu kağanı Arslan Hanı mağlup ederek sülalenin bu kolunu ortadan kaldırmış ve bütün Karahanlı Devleti'ni de İslamlaştırmaya muvaffak olmuştur (960). Bundan sonra İslam dininin Türkler arasında yayılmasını temin etmek artık bir cihad mahiyetini almıştı. Musa zamanında komşu sahalara da cihat açıldı. Musa'nın yerine geçen oğlu Ebu'l-Hasan Ali'nin bu savaşlardan birinde şehit düşmüş olması muhtemeldir (998). Devletin batı kısmını idare etmekte olan Ebu Musa el-Hasan (Harun) b. Süleyman 990'da İsficab'ı zaptetmiş ve sonra da Samanilerin başkenti Buhara'ya girmiştir (Mayıs-Haziran 992). Buğra Han hastalanarak bu şehri terketmek zorunda kaldı. Onu bu şehirden ayrılışında muhtemelen Samanilerin yardımına gelen Arslan b. Selçuk'un idaresindeki Oğuzların da rolü olmuştur. Harun Kaşgar'a dönerken yolda ölmüştür. 998'de ölen büyük kağan Ali'ye halef olan oğlu Ahmet, Karahanlı hükümdarı içinde Abbasi halifesini ilk tanıyandır. Onun zamanında Samaniler ve öteki vasalları ile münasebette olan ve batı kısmını idare eden kardeşi Ebu'l-Hasan Nasr b. Ali idi. Nasr 999 yılında Buhara'yı zaptetti ve Samani hanedanı mensuplarını Özkent'e götürdü. Daha sonra Özkent'ten kaçan Samani şehzadesi İsmail el-Muntasır'ın, devleti yeniden canlandırmak için giriştiği teşebbüsler başarısız kaldı ve ölümüne sebep oldu (1000-1005). Nasr b. Ali'nin Gazneli Sultan Mahmut (998-1030) ile yaptığı anlaşmada ise iki devlet arasında Amu-Derya (Ceyhun) nehri hudut olarak tesbit edilmişti (1001). lar |
| Karahanlılar Devleti'nin Kuruluş ve Gelişmesi |
| Karahanlılar tabiri, doğu ve batı Türkistan'da hüküm sürmüş olan ilk İslami Türk sülalesine, Avrupalı oryantalistler tarafından unvanlarındaki -kara- "kuvvetli" kelimesinin çok sık geçmesinden dolayı verilen bir isimdir. Bu sülale için ilmi eserlerde kullanılan diğer bir isim, yine karakteristik bir unvandan dolayı, ilek (ilig) -hanlar tabiridir. Ayrıca bu sülale çağdaş İslam kaynaklarında "al-Hakaniye, el-Haniye ve al-Afrasiyab" gibi isimlerle de anılmıştır. Onların menşei hakkında yedi muhtelif nazariye vardır. Karahanlılar tarihi üzerinde başlıca otorite O. Pritsak bu sülaleyi, A-shi-na hanedanının bir kolu olan Karluk hanedanına bağlamaktadır. 840'da Uygur Devletinin Kırgızlar tarafından yıkılması üzerine Karluk Yabgusu kendisini bozkırlar hakiminin kanuni halefi ilan ederek Karahanlılar Devleti'ni kurdu. Bu devlet ülke ve milleti ikiye bölen Altay sistemine uygun olarak iki kağan idaresinde iki kısma ayrıldı. Arslan Kara Hakan unvanını taşıyan doğu kısmının hakimi büyük kağan, bütün Karahanlıların hükümdarı idi ve Kara-Ordu'da yerleşmişti. Bugra Kara Hakan unvanını taşıyan batı kısmının hakimi ise ortak kağan olarak önceleri Taraz'da oturuyordu. Bu iki kağandan başka devlet idaresinde dört alt-kağan ile altı hükümdar vekili yer alıyordu. Bu hükümdarlar zümresi aynı hanedana mensup idiler ve birbirine bağlı olarak kademe kademe yükselmekte idiler. Bu konu ile ilgili başka bir görüşe göre Karahanlıların Türk devlet sistemine uygun olan "ikili teşkilat" esasına göre idare edildiği ileri sürülmüştür. Buna göre; devlet doğu ve batı olmak üzere iki kısma ayrılmıştı. Doğu kısmının hakimi büyük kağan, bütün Karahanlıların hükümdarı idi. Batı kısmı ise büyük kağanın yüksek hakimiyetini tanımak kaydıyla bir başka hanedan azası tarafından idare ediliyordu. Devletin her iki kısmında "il" deyimi ile ifade edilen muhtelif vilayetler ise, hanedana mensup şehzadeler veya askeri valilerin idaresine veriliyordu. 1041-1042 yıllarında devlet, doğu ve batı olmak üzere iki Karahanlı devletine ayrıldıktan sonra da, her iki devlette bu ikili teşkilat geleneği bir süre daha devam etmişti. |
| Ali Tegin ve Karahanlı Devleti'nin Bölünmesi |
| Gazneli Sultan Mesut tahta geçmeden önce Ali Tegin'den yardım istemiş, buna mukabil ona Huttal'i vadetmişti. Ancak Mesut Gazneliler tahtına çıktıktan sonra sözünde durmadığı gibi, Maveraünnehr'i Ali Tegin'den alarak oraya Buğra Han Mahmut b. Yusuf'u yerleştirmeye karar verdi. Ali Tegin'e karşı Harezmşah Altuntaş idaresinde bir kuvvet gönderdi. Altuntaş, Ali Tegin'le Debusiye'de savaştı ve ağır bir şekilde yaralanmış olmasına rağmen müsait bir anlaşma yapmayı başardı (1032). Diğer taraftan Altuntaş'ın halefi Harun ise Sultan Mesut'a karşı Ali Tegin ile anlaştı (1034). Ali Tegin'in aynı yıl içinde ölümünden sonra, yerine oğlu Yusuf geçti. Yusuf Harezmşah Harun ile birleşerek Tirmiz'i muhasara etti, fakat Harun'un bir suikast sonucu ölümü, onun geri çekilmesine sebep oldu (1034). Bu sırada müttefiki Selçukluları da darıltmıştı. Yusuf bundan sonra anlaşmak için Sultan Mesut 'a müracaat etti. O Huttal'dan vazgeçiyor ve kendisini Arslan Han Süleymen b. Yusuf ile barıştırması için Mesut'un aracı olmasını istiyordu. Ayrıca iki hanedan arasında tekrar evlenme yolu ile akrabalık tesis edildi. Yusuf'un durumunu tehliye sokan, Nasr b. Ali'nin iki oğlu Muhammet ve Böri Tegin İbrahim'in meydana çıkışı olmuştu. Muhammed b. Nasr 428/1036-37'de Özkentte sağlam bir şekilde yerleşmeye muvaffak oldu. Böri Tegin İbrahim'in Vahş ve Huttal gibi şehirlere akınlar yapması üzerin, Sultan Mesut ona karşı kuvvet sevketti, ancak bir netice elde edemeden geri döndü (1038-1039). İbrahim Türkmenlerden de yardım alarak Ali Tegin-oğullarını elinde bulunan Kiş, Soğd ve Buhara'yı zaptetti. Ali Tegin-oğulları ise Yusuf Kadır Han'ın oğullarının yanına sığındılar. Muhammet büyük hakan unvanı alarak kardeşi İbrahim ile kendilerini Yusuf Kadır Han kolundan ayırmışlar ve bu suretle aşağı yukarı 1041-1042'den itibaren doğu ve batı olmak üzere iki Karahanlı Devleti ortaya çıkmıştır. Batı Hanlığı; Maveraünnehr ve Hocend'e kadar batı Fergana'yı içine almakta idi. Büyük kağanın baş şehri önceleri Özkent, sonra Semerkand olmuştu. Doğu Hanlığının hudutları içinde Talas, İsficap, Şaş, Doğu Fergana, Yedi-su ve Kaşgar bulunmakta idi. Bu hanlığın başkenti Balasagun idi. Doğu Hanlığının din ve kültür merkezi Kaşgar idi. |
| Batı Karahanlı Devleti |
| Karahanlı Devleti ikiye bölündüğü sırada Batı Karahanlıların ilk büyük kağanı olan I. Muhammed b. Nasr Özkent'te oturmuş ve muhtemelen 1052-53 ylı civarında ölmüştür. Ona kardeşi Ebu İshak I.İbrahim halef oldu ve Özkent'e gitmeyerek Semerkant'ta oturdu. Bu suretle Batı Karahanlıların başkenti Semerkant oldu. İbrahim, devletini ideal bir hükümdar olarak idare etmiştir. Doğu Karahanlılardan Şaş, İlag gibi hudut şehirleri ile Fergana'nın bir kısmını aldı. Buna mukabil Seçuklu Sultanı Alp Arslan (1064-1072), Karahanlılar sahasına akınlara başlamıştı. İbrahim'in bu durumu Abbasi Halifesine şikayeti bir sonuç vermedi. Yerine oğlu Şems'ül-Mülk I. Nasr (1068-1080) geçti. Ona karşı hanedanın başka bir azası isyan etti. Bu fırsattan yararlanan Doğu Karahanlılar I. İbrahim'in zaptettiği yerleri geri almaya çalıştılar. Neticede bir barış yapıldı. Sultan Alp Arslanı Maveraünnehr seferi, kendisinin ölümü sebebiyle tamamlanamadı (1072). Nasr onun ölümünden yararlanarak Tirmiz'i zaptetti. (Aralık 1072) ve Belh'e kadar ilerleyerek bu şehri yağmaladı. Selçuklu Sultanı Melikşah Karahanlılara karşılık vermek için harekete geçti. Tirmiz'i aldıktan sonra Semerkant'a ilerledi. Nasr karşı koyamayacağını anlayınca Selçuklu veziri Nizam'ül Mülk aracılığı ile barış istedi Sultan Melikşah onu affetti, hatta iki hanedan arasında akrabalık tesis edildi. Nasr'a kardeşi EbuŞuca el-Hızr halef oldu (1080). Daha sonra, el-Hızr'ın yerine oğlu Ahmet (1081-89) geçti. Ahmet ile anlaşmazlığa düşen ulema Sultan Melikşah'tan yardım istediler. Melikşah Semerkant'ı zaptederek, Ahmet Hanı esir aldı ve beraberinde İsfehan'a götürdü (1088-89). Ancak Selçuklu hakimiyetine karşı çıkan isyan sonucu Melikşah bir kere daha Maveraünnehr seferine çıkmak zorunda kaldı (1090). Bu sefer dönüşü Melikşah, Ahmed'i yurduna iade etti. Böylece Karahanlılar Selçuklu Devletine bağlanmış oldu. Tekrar devletin başına geçen Ahmet ulema tarfından zındıkılıkla itham edilerek, açık bir muhakemeden sonra idam edildi (1095). Onun yerine tahta I.Mesud b. Muhammed geçirildi. Onun saltanat devri hakkında hiçbir bilgi yoktur.Bundan sonra Selçuklu Sultanı Berkyaruk, Batı Karahanlılar tahtına arka arkaya üç hükümdar tayin etti. Bunlardan üçüncüsü Cibrail b. Ömer (Harun), Selçukluların fetret devrinden istifade ederek Horasan'ı ele geçirmek istedi, fakat bu sırada Horasan valisi bulunan Sencer Tirmiz için yapılan savaşı kazanmış ve esir düşen Kadır Han Cibrail idam edilmiştir (22 Mayıs 1102). Kazandığı bu zaferden sonra Sencer'de Maveraünnehr'i yeniden teşkilatlandırdı. Yeğeni Arslan Han II. Muhammet b. Süleyman (1102-1129)'ı büyük kağan unvanı ile Semerkant'ta tahta çıkardı. Arslan Han Muhammed'in bastırdığı paralardan Sencer'in ismi geçmektedir. Sencer ayrıca Buhara Hanefilerinin başına da "el- Sadr" unvanıyla diğer eniştesi Abdülaziz b. Maza'yı getirdi. Sencer bu suretle Karahanlı hanedanı ile ulema arasındaki mücadeleyi önlemek istemişti. II. Muhammet, saltanatı sırasında Ömer Han ve el-Hasan b. Ali adlarındaki hanedan azlarını isyanlarını Sencer'in yardımı ile bastırabildi. Hasan b. Ali 1109'da Nahşeb'de hezimete uğratıldı. Muhammed henüz İslan dinini kabul etmemmiş Türklere de akınlar yapmıştır. Bir isyan neticesi Selçuklu Sultanı Sencer'i yardıma çağırmış, fakat isyanın bastırılması üzerine Sencer'e gelmemesi için haber yollamıştı.Bu Sencer'in kızmasına ve bir anlaşmazlığa sebep oldu. Sencer Semerkand'ı zaptederek Muhammed'i esir aldı. Muhammet 1132'de Merv'de öldü.Oğlu II: Ahmed bir süre Sencer'e karşı direndi. Sencer Batı Karahanlılar tahtına ardı ardına üç hükümdar tayin etti. Bunlardan sonuncusu II:Mahmud b. Muhammed (1132-41), Kara-Hıtaylar ile Hıcent yakınında yaptığı savaşı kaybederek Semerkand'a kaçtı (1137). Daha sonra Karluklular ile arasında anlaşmazlık çıktı. O, Sultan Sencer'den yardım isterken, Karluklar da Kara-Hıtaylara başvurdular. Sencer ve Mahmud 9 Eylül 1141'de Katvan sahrasında Kara-Hıtaylara yenildiler. Daha sonra Kara-Hıtayların himayeleri altında Mahmud'un kardeşi III.İbrahim kağan oldu. İbrahim, Karluklar ile yaptığı Kallabaz Savaşında öldürüldü (1156). |
| Fergana Kaganlığı |
| Kara-Hıtay istilasından sonra (1141), Fergana bölgesinde başkent Özkent olmak üzere müstakil bir karahanlı Devleti meydana gelmiştir. Bu devletin hükümdarları Tuğrul Kara Hakan ünvanı taşımışlardır. Onların bu ünvanlarında Türk kelimesinin de kullanıldığını görüyoruz. Karahanlıların bu kolu muhtemelen 1211 yılında sona ermiştir. |